Bir Türk Düğününden Çıkarılan 3 Yöneticilik Dersi

Merhaba,
Oldukça faydalı bulduğum bu yazı Suzanne Lucas tarafından yazılmış ve ilk defa INC.COM’da yayınlanmıştır. Aşağıda, yazarından izin alınarak çevrilmiş Türkçe versiyonunu okuyacaksınız. Orijinal yazı için lütfen tıklayınız.

****************************************************************

Bir çok insan düğünlerde geçirdiği zamanı düğün pastası yiyerek ve bir şeyler içerek geçiriyorlar. Ben ise bir düğüne gittiğim zaman daha iyi bir yönetici olmak için, yani bir nevi daha iyi bir ‘iş yapışa’ ulaşmak için ipuçları arıyorum.
Geçen haftasonumu eşimin kardeşinin Türkiye’deki düğününde geçirdim, onun yeni eşi Türk ve düğünleri de eşinin memleketi olan ve şu anda da yaşadıkları Adana’da yapıldı.

İşte hayatımda katıldığım ilk Türk düğününden çıkardığım 3 yöneticilik dersi:

1. Yeni Gelenleri Unutmayın:
Düğün damadın ailesi tarafından yapıldı. Aile derken, rakama şaşıracaksınız, tam 650 kişi! Kız tarafı olarak bizden hiç kimse en ufak bir Türkçe kelime dahi bilmiyordu ve dolayısıyla düğündebiraz dışarıda kalırız diye tahmin ediyorduk. Ancak damat ve ailesi bizimle o kadar iyi ilgilendi ve her şeye bizi o kadar iyi dahil etti ki. Bizim için gerekli çevirileri yapacak birileri her zaman vardıve bize tüm olan biteni çeviriyordu. Tamamen yeni bir kültüre girmemize rağmen kesinliklerahatsız hissetmedik. Düğün müziği ve dansları Amerika’daki standart bir düğünden oldukça farklıydı ancak her zaman birileri gelip ısrarla bizi sahneye davet etti ve Türk usulü nasıl dans edilir göstermeye çalıştı.
Yöneticilerin Bu Maddeden Alması Gereken Ders:
Kendinizin ve şirketinizin bir kültürü var ve bu harika bir şey ancak yeni aldığınız çalışanlarınızı daha ilk günlerinde aslanların önüne atıp onlara yem yapmayın. Onun yerine yeni çalışanlarınızı kültürünüze adapte etmek için ilk günlerinizi mutlaka onunla geçirin ve kendi kültürünüzü anlatın. Hatta bazen kendi kültürünüzü ve iş yapış şeklini yeni kişilere anlatmak için ‘aracı çevirmenler’ bile kullanabilirsiniz. Eğer öğle yemeğini yalnız yiyorsa davet edin, onu sürekli içeride ve sizden hissettirmeye çalışın. Şirketin ana amacı para kazanmak ve bunu çalışanlarınızı dışarıda bırakarak yapamazsınız.

2. Takılan Her Altının Bir Bedeli Vardır
Geleneksel bir Türk düğününü deyince akla olabildiğince altın geliyor. İnsanlar sürekli damada ve geline altın iğneliyorlar ve gelinin bilekleri bileziklerle doluyor. Damadın kardeşi ise, misafirler mutlu çifte altınlarını takarken, sürekli onların yanında dolaşıyor. Peki neden? Geline ve damada hangi misafirin ne taktığını not almak için. Çünkü gelin ve damat (ve ailesi) bundan sonraki yaşamlarında misafirlerinin veya onların çocuklarının düğünlerine katılarak bu ‘düğün desteğini’, yani altını geri iade etmek ve onlara destek olmak zorunda.
Yöneticilerin Bu Maddeden Alması Gereken Ders:
İş kurabilmen veya işi büyütebilmen için verilen tüm o girişim sermayesi veya ek bütçenin birkarşılığı ve verende oluşturduğu bir beklenti var. Ne kadar alırsan beklentiyi o kadar yukarı çekersin. İyi hediyeler ve iyi paralar sana daha çok yükümlülük getirecek, buna hazır olsan iyi edersin.

3. Hatalarınızı ve Eksiklerinizi Hasıraltı Etmeyin, Onları Düzeltin:
Genelde makyaj yapmıyorum. Ancak kardeşimin düğünü için az da olsa yapmak durumundaydım. Profesyonel bir güzellik uzmanı bana o kadar iyi bir makyaj yaptı ki harika bir cilde sahip olduğumu hissettim. Düğün bitince sıra makyajı çıkarmaya geldi ancak o makyajı çıkarmak o kadar zordu ki resmen makyajı suratımdan kazımak durumunda kaldım. Bir sonraki gün yürüyüşe çıktığımıda bile bir önceki günün yoğun makyajının kokusunu alabiliyordum.
Yöneticilerin Bu Maddeden Alması Gereken Ders:
İşinizdeki sıkıntıları halının altına süpürürmeniz ve onları görünmez hale getirmeniz sorunları ortadan kaldırdığınız anlamına gelmiyor. Eninde sonunda insanlar o sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor ve siz zor durumda kalıyorsunuz. Yönetim becerilerinizi, şirketinizdeki sıkıntıları, kötü davranışları profesyonel bir şekilde gizleyebilirsiniz ancak nasıl ki bir makyaj yüzünüzde ne kadar uzun süre kalırsa cildinize o kadar zarar verir, aynı şekilde bu yaptığınız da şirketinize ve size zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Hatta sorunları büyütür ve ileride onları tamamen ortadan kaldırmak tam bir sıkıntıya yol açar. Kötü yöneticilerinizi veya çalışanlarınızı ‘idare etmeyin’, onları kovun, maaş politikanızı herkese huzursuzluk verecek şekilde saklamayın, şeffaflaştırın. Yani, sorunları hasıraltı etmeyin, çözün.

This entry was posted in Yönetim and tagged , . Bookmark the permalink.

Comments are closed.