Kadıköy Sokakları’nda Issızdır Geceler

-Şiirde mevzubahis edilen bir düzine arkadaşıma…-

 

Yağmur kokan hüzünlerde korkunçtu yalnızlığı;
karakutulu ve transparan,
Ucuz saman kağıdına pötikareli,
Koltuk altından katlamalı,
Güzin ablaya komşu pikajda.

İnceden, yürekli, sarısırça bir Kız
Kulesi dövmesinin peşisıra,
Esmer şişelerine binmiş acil süvariler,
Kızıltan bir kıyamette sevmediler sevmeyenleri…
ve yalandı tüm o eller, kokoreç ve ispirto kokulu sabahın, yek gecelik ve kalb filigranlı aşkıyla yüzleşmesinde.

Alpay abim edasında
Eylül’de gelecektim Kadıköy’e,
sararmış Sevinç’leri dökülürken kalanların,
Sarhoş gözyaşlarımdan savurmayacaktım Esin’lerimi,
ağlamayacaktım bir daha yağmurlu sabaha karşılarında bitmez gecelerinin.

Oysa anlamazdın süzülürken aklına, kestane ve küt saçlı sevgilinin sarhoş ettiği sorular,
Fırlamıştı yayından tabanların sokaklarına, bitmeyen gecelerin Kadıköy’ünde,
Nato mermeri kafasında sorularla o da anlamazdı, eskiciye satılmış biletlerin
neden kapıdan döndüğünü anlamazdı…

Belki uzardı sabahlara kadar salkım saçak geceleri Kadıköy’ün,
Foto finişle bitmezdi ya da
burun farkıyla bilemezdin;
Kızıl saçların elinden tuttuğu sabahların nerede söndüreceğini alazını anlık unutuşların…

22:22’de olgunlaşırdı portakalı Kadıköy gecelerinin
Şeyhmus el sallardı,
Sarhoşken hep
serbest atlamak isterdi,
Gözlüklü ve makyajsız
Tombul kırmızı biber turşusu
Arkadaşı yatsıdan önce
Gelsindi ve sabah olmadan
Gitsindi…
Silecekti ya da rewind edecekti plastik walkmanin çaldığı son karışık kasette bir güleryüz veren Orhan’ı…
En kötü Kim’i ne edecekti rüyasında
Bilemeden ölecekti…
Alıştırıyordu geceleri ve Kadıköy’ü kendine…

Hatıraların boş çerçeveleri yalnızlıktan çatlardı,
Kadıköy sokaklarında insan debisi,
Akar geçerdi bicili motor kızıyla bir Sarım Sultan,
Dağ denize sarılır da
ümidine kavuşamazdı
sirtakili parkeden ve taş bağırlı sokaklarında uzak Kadıköy’ünün…

biter mi?

This entry was posted in Genel, Şiir. Bookmark the permalink.

Comments are closed.